SinirOldum Forum Şeysi...
Temmuz 30, 2010, 11:23:04 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir Don Lastiği İle Dünyayı Kurtarabilmekti Hayat  (Okunma Sayısı 412 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
FiDeLCaSTRo
Jr. Member
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 67



Üyelik Bilgileri
« : Nisan 30, 2009, 09:38:03 ÖS »

Aslında her şey, verdiğim bir ilanla başlamıştı. "Arabistan'dan gelen iki devenin göt göte çekip de koparamadığı donnn lastiği 1 lira..." Evet ilan sadece buydu.

Ama öyle sıradan bir don lastiği değildi bu. Yaratıcı bünyeler için tasarlanmış ve hayata alternatif yaratmayı seven insanlar için biçilmiş kaftan olmuştu. Sertlik ve elastikiyet dereceleri isteğe göre üretiliyordu. Bir anlamda çok amaçla kullanılacak bu lastiğin, düşünülen alanlarda kullanılmasını sağlayabilecek insiyatifleri seçme hakkını sunuyordu insanlara. Adeta hayata "edit" tuşu koymak gibi bir şeydi bu. Ayrıca bu mükemmel lastiğe "donnn lastiği" demek bile aslında hayata bir taşlama idi. Hayatın tüm sıradanlığından sadece yaratıcılık ve zeka ile bir "donnn lastiği" sayesinde kurtulmak, elbette hem mizahi anlamda, hem de insanın kaybettiği güvenini kazanması anlamında çok yerinde idi. Küresel sistem tüm eğlencemizi, zevklerimizi yontadursun, bizi kendine mahkum etmeye odaklanadursun, bizler bir "donnn lastiği" ile meydan okuyorduk hayata ve tii'ye alıyorduk onu...

Elbette sınırlı sayıda üretilen bu don lastiğini herkese ulaştırabilme gibi bir lüksümüz yoktu. Amaç lüks değildi de zaten. Bu lastiği sadece hak edenler alabilmeli idi. Onu çok farklı şekillerde kullanabilecek, bu lastikle bütün hayatın ve küreselleşmenin yutturmacalarına meydan okuyabilecek insanlar sahip olmalıydı ona. Üstelik 1 lira gibi ucuz bir fiyata satılması da, aynı zamanda ona ulaşabilmenin parayla ilgili olmadığını kanıtlayacaktı. Meydan okumanın sermaye ile alakalı olmadığını, zekanın ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar ispatlayabilecekti. İnsanları sürü haline getiren sistemi en ucuz yollu ve en aşağılayıcı alt etmenin mükemmel bir yoluydu bu.

Ayrıca lastiği sadece yaratıcı ve hak eden kişilere satarak, onlar bu lastiği türlü amaçlar için kullandığında onları görenler, bu lastiğin sıradan bir lastik olmadığını da anlayacaktı. Düşünsenize lastiği herkese sattığımızı. Bu sefer amacımıza asla ulaşamayacaktık. Sadece don için kullanılan lastikle dünyayı değiştiremezdik. Sistemle dalga geçemezdik. Devrim yaratamazdık. Oysa alarm yerine kapısına lastik bağlayan biri, kapı açıldığını lastiğin oynaması ile fark edebilirdi. Hem de ses çıkarmadan. Hem de doğaya zarar vermeden ve alarm için onca masrafa gerek duymadan. Mesela bir tabureyi bile en rahat sandalyeden daha rahat hale getirebilmekti yaratıcılık. Tam arkanıza gerdiğiniz lastiğe yaslanabilir ve bir tabureyi bir sandalyeden daha da yaslanılabilir bir hale getirebilirdiniz. Sevişirken sevgiliye zarar vermeden  bağlayabilmekti belki de hayatı kolaylaştırmak. Hem de bu arada alternatif yaratmak. Tavana astığınız bir kancayla ucunu eline aldığınız lastiğin diğer ucu sevgiliyi yüzlerce şekilde bağlayabilen, aynı zamanda ister havada, ister yatakta bağlama şekline göre onu istediğiniz şekle sokmanın bir yoluydu bu lastikler... Hem de onu incitmeden... İşte aslında hayata meydan okumak bu kadar basitti. Bu lastiklere bu sebeple herkes sahip olmamalı idi. Bu lastikleri yaratıcı şekillerde kullanan yaratıcı insanlar, aslında farkında olmadan en ucuz reklamı da yapacaklardı. Dalga dalga yayılacak ve bir anda sistemle dalga geçecekti 1 liralık lastikler.

Oysa ilanlara çok talep olmuş, herkes gerek muhabbet için, gerekse salt don lastiğine ihtiyacı olduğu için amacı kavrayamamış isteklerle aşındırıyordu kapımızı. Kelimelerini beyhude harcıyordu. Seçici olmamız gerekiyordu. Yaratıcıyım diyen insanlar, tek tip isteklerle lastiğimizi hor kullanmak için farkında olmadan tek tip taleplerle geliyordu karşımıza. Mesela don lastiğimizin sert ve kalın üretilmiş olanları ile abazalara hem kamçı gibi saldırmak isteyen, hem de lastiği boynuna bağlayıp çekebilmeyi düşünen insanlar dahi kendini yaratıcı sanıyordu. Üstelik yaz aylarında abaza kovalamak için lastiğe ihtiyaçları olduğunu söylüyorlardı. Bu ne bir aciliyet göstergesidir ne de yaratıcılık. Biz bu lastikle dünyaya meydan okuyoruz, oysa tek tip bir taleple sadece yaz aylarında lastiği kullanabilmeyi yaratıcılık sanıyorlar. Ne demek lan! 9 ay boş mu duracak lastik? 12 ay sürekli kullanabileceğinizi ispatlamalısınız. Hem de yaratıcı şekillerde. Sermayeye meydan okuyarak, küresel patronların oyunlarına meydan okuyarak!

Ve sadece yaratıcı tek sunumla karşımıza gelen bu tip örnekler elbette ki bu lastikleri hak etmediler. Hatta onlara acı dersler sunduk. Bu insanlara, yani don lastiğimizi almaya hak kazanamayan insanlara mesaj sunmak isterim.

O insanlara mesajımız:


Şimdi hayatınızın ne kadar boş olduğunu sorgulayıp depresyona girme zamanınız. Ben olsam yerinizde gülmezdim. En basit anlamda don lastiği satın almaya hak kazanamamış bir insan görünümündesiniz şu an. Ne kadar aşağılayıcı ve itici değil mi... Alt tarafı "1 lira" diye küçümsediğiniz don lastiğinin sizi bu hallere düşürdüğünü hatırlatmam sanırım daha da üzülmeniz gereken bir şey.

"inanamıyorum ya, bir don lastiği alamayacak insanlar ile sohbet ediyorum" diye ağlamalı mıyım sizce? Belki ağlamalıyım evet. Ama bunu değiştirmeye çalışıyorum. Sizin için bir şeyler yapıyorum. O boşa harcadığınız hayatınıza bir anlam katmaya çalışıyorum ve sadece bir don lastiği ile bunu başarabilirim. Hayat ne kadar garip değil mi... Bir don lastiği ile dünyayı kurtarabilmekti belki de hayat...

Çok şiirsel oldu ama öyle. O anlamını yitirdiğiniz ve kimin kölesi dahi olduğunu kavrayamadığınız hayatınızda, belki de en anlamlı zaferlerinizi kazandırma gayretindeyiz. Ağlamalınızı, üzülmenizi elbette istemem. Ama hayatınızı sorgulama vakti gelmedi mi sizce de? Güce tapan insanların güçlülere köle olduğu bu dünyada bizler "donnn lastiği" ile devrim yapmaya karar verdik. Topa, tüfeğe, iktidara, sermayeye, derin devlete ve her püsüre karşı en basit silahımız don lastiği... Onların bütün savaşları sadece para için. Sonuçta ceplerinize daha fazla el atabilmek için. Boğazınızdan daha fazla kesip, yeni ürünlerini geniş taksitlerle size daha allı pullu iteleyebilmek için... Ama bizler don lastiği ile hepsine meydan okuduk. Aynı binada telsiz dahi kullanmıyoruz. Don lastiğinin içindeki ince lastiklerle haberleşiyoruz. İki huniye bağladığınızda ve hunilere konuştuğunuzda sesler mükemmel iletiliyor. Artık bizi dinleyemiyorlar da... Her şeye sizin için meydan okuyoruz.

Üzülmeyin ve boşuna hayattan da vazgeçmeyin... Her ne kadar don lastiği almaya hak kazanamayan insanlardan da olsanız, diğer yandan bu direnişin sizin için olduğu da rahatlatsın içinizi. Ama kaldırmasın götünüzü. Çabalayın. En azından insanlar ne türlerde kullanabiliyor onları araştırın öğretin. Belki alternatif kullanım yöntemleri keşfedemeseniz de, insanların keşfettiklerini öğrenip, sadece o şekillerde kullanabilmek için de almaya hak kazanabilmelisiniz. Ama belli de olmaz. Garantisi yok. Hiçbir şey kolay değil. Çalışın, ve vazgeçmeyin...

Sözlerimi bitirmeden evvel sloganlarımızdan birini de söylemek isterim: "don lastiği deyip geçme"

30.04.2009
21:32


http://albastropos.blogcu.com/bir-don-lastigi-ile-dunyayi-kurtarabilmekti-hayat_42841041.html
Logged

Hemen canımızı alma yarab,
Bırak da hayatla didişelim,
Mümkünse azraili dişi gönder,
Ölümle sevişelim...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!